İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mardin Gezi Rehberi: Güneşin Aşık Olduğu Şehirde Yepyeni Keşifler

Bazı şehirler vardır; hem sahip oldukları doğal güzellikleri, muhteşem mimarisi hem de içinde yaşayan sıcakkanlı ve samimi halkıyla sizi kendine hayran bırakır. Şehre ayak basar basmaz içiniz sevgiyle ve gökyüzündeki güneşin pozitif enerjisiyle dolar. İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde kendinizi bu güzel şehirlere atmak, sakince yeni tatlar ve renkler keşfetmek ve doyasıya eğlenmek için can atarsınız.

Bu güzel ve değerli şehirler arasından bizim için en özel olanı kesinlikle Mardin. Farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin iç içe geçtiği bu güzel coğrafyada Arapça, Kürtçe ve Türkçe okunan ezanlar, Süryanice konuşan dünya tatlısı insanlar ve kokularıyla bile herkesi mest eden tatlar… ‘’Gündüzü seyranlık, gecesi gerdanlık’’ olarak nitelendirilen Mardin, sunduğu tüm güzellikleriyle Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sizi bekliyor. Masallar diyarı Mardin’i keşfetmek için daha neyi bekliyorsunuz? Hadi gelin Mardin’i birlikte keşfedelim!


Ulaşım ve Konaklama

Mardin’de havalimanı var ve dolayısıyla saatlerce otobüs yolculuğuna katlanmak zorunda kalmadan bu nadide şehre yaklaşık bir saat içinde ulaşabilirsiniz. Pek çok havayolu firması İstanbul’dan Mardin’e günde birden fazla sefer düzenliyor. Mardin özellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde yerli ve yabancı turistler arasında çok popüler ve bu yüzden bu dönemde Mardin’e uçak biletleri daha pahalı oluyor. Fakat yine de pes etmeden havayolu firmalarını sık sık kontrol ederseniz siz de bizim gibi uygun bir uçak bileti yakalayıp Mardin’e aşkınızı ilan edebilirsiniz. Biz Mardin’e kasım ayında gittik. Gündüz güneşli ve oldukça sıcaktı ama akşamları soğuktan biraz donduk. Yine de kasım ayı Mardin için oldukça uygun bir ay ve gündüz güneşli ve sıcak oluyor, aklınızda olsun.

Mardin Yeni Mardin ve Eski Mardin olmak üzere iki bölgeden oluşuyor. Mardin’in tarihi dokusu tabii ki Eski Mardin’de ve bu sebeple de Mardin’in kalbi burada atıyor. Havalimanından Eski Mardin’e gitmek için, çıkış kapısından dümdüz ilerleyip ana yola doğru yürüyün; hemen yol üstündeki minibüsleri göreceksiniz. Bu minibüsler Kızıltepe-Yeni Mardin arasında gidip geliyor. Bu minibüslere binip yeni şehirde iniyorsunuz ve buradan da Eski Mardin’e giden minibüslere binerek Mardin’in büyülü atmosferiyle çarpılıyorsunuz. Eğer minibüse binmek istemezseniz taksi ile de Eski Mardin’e geçebilirsiniz.

Mardin’e gelmişken kesinlikle otelinizi Eski Mardin’de ayarlamanızı tavsiye ederiz. Şehrin bu taş binaları, uçsuz bucaksız Mezopotamya manzarasıyla size harika anlar yaşatacak. Otel tavsiyesi isterseniz bizim kaldığımız Darius Konağı’nı şiddetle tavsiye ederiz. Bu otelin manzarası ve yemekleri harika, Mardin aşkı bir başka!

Araba Kiralamak mı Yerel Rehber mi?

Mardin’i gezip keşfetmek isteyenler için öncelikle ya araba kiralayarak ya da yerel bir tur firması ya da rehberle anlaşarak Mardin, Midyat ve çevresini gezmelerini tavsiye ediyoruz. Eski Mardin’in merkezi küçük ve her sokağı yürüyerek keşfedip bitirmeniz sadece birkaç saatinizi alıyor. Ama Mardin ve Midyat çevresinde gezilecek o kadar çok yer var ki arabasız bu yerleri keşfetmek neredeyse imkansız. O yüzden gitmeden önce bu işi ayarlamak size zaman kazandıracaktır.

Biz araba kiralamak yerine kaldığımız otel olan Darius Konağı’ndan Mardinli rehber Mehmet amca ile anlaştık ve Mardin ve çevresini onun rehberliği eşliğinde, onun arabasıyla gezdik. Hem çok bilgilendik hem de pek çok yer görmüş olduk. Siz de Mehmet amcayla bu bölgeyi keşfetmek isterseniz bize yazın, sizinle telefon numarasını paylaşalım. Siz araba kiralamak isterseniz Mardin havalimanından kolayca bu işi halledebilirsiniz ama bize sorarsanız, bizce kesinlikle yerel bir rehberle anlaşın. Bu bölgede anlatılacak ve öğrenilecek çok hikaye var ve hepsi Mardinlilerde gizli.

Nereleri Gezelim?

Abbaraları (sıcaktan, soğuktan, yağmurdan, rüzgardan korunmak için yapılmış daracık geçitler), taş evleri, bin yılı aşkın geçmişi, camileri, kiliseleri, sıcakkanlı ve misafirperver insanları, telkarisi, kozmopolit kültürü ve sayamayacağımız kadar çok olan birbirinden güzel özellikleri bünyesinde barındıran Mardin, kesinlikle Türkiye’nin en özgün şehirlerinden biri. Evlerin altından geçen ve birbiriyle kesişen abbaraların içinde kaybolmak ve şehrin sesini dinlemek her bünyeye iyi geliyor, insan Mardin’de çok içten gülümsüyor.

Eğer Mardin için sadece hafta sonu, yani iki gününüz varsa programınızı birinci gün Eski Mardin ve sokaklarında, ikinci gün de Midyat ve çevresinde geçirecek şekilde oluşturabilirsiniz.

Eski Mardin

Eski Mardin sokaklarında kaybolmak için sebebiniz çok. Yürüyerek tüm bu bölgeyi gezebilirsiniz. Mardin’de hayran hayran dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız, bizden söylemesi.

Tarihi 1.Cadde: Eski Mardin’in en ünlü ve merkezi caddesi olan 1. Cadde’de, en ünlü restoranlar, kafeler, kuruyemişçiler, telkari ve sabun dükkanları bulunuyor. Ayrıca pek çok tarihi ve turistik mekanlar da bu caddeye bağlanıyor. Bu caddedeki tüm yapıların dışları yenilenmiş ve aynı renk tabela kullanılmış. Mardin gezisi boyunca bu caddeyi ezbere bileceksiniz, çünkü her yer bir şekilde buraya çıkıyor.

Ulu Camii: Mardin’in simgesi ve göz bebeği olan Ulu Camii, 12. yüzyıl Artuklu dönemi mimarisinin temel özelliklerini taşıyan ve Mardin’in siluetine çok yakışan bir camii. Mezopotamya manzarasıyla birlikte Mardin’in en güzel sembolü olan Ulu Camii’nin avlusunu da gezmeden dönmeyin, pişman olursunuz. Mardin ile ilgili tüm fotoğraflarda bu caminin minaresi size eşlik edecek, Mardin her daim sizi mest edecek.

PTT Binası: Eski Mardin’in en ünlü ve en güzel binası kesinlikle PTT binası desek, şaşırır mısnız? 1800’lü yıllarda inşa edilen ve 1950 yılından itibaren de PTT binası olarak kullanılan bu güzel bina, kesinlikle görülmeye değer. Şu anda bir kısmı uygulama oteli olarak kullanılsa da, üst katına kadar çıkıp binayı gezebiliyor, fotoğrafını çekebiliyorsunuz.

Zinciriye Medresesi: Mimarisiyle gözlere şenlik yaşatan Zinciriye Medresesi, Artuklu Sultanı  tarafından 1385 yılında yaptırılmış. Hatta Mardin civarına gelen Timur ve ordusu ile savaşmış olan sultan, Timur tarafından bir süre bu medresede hapsedilmiş. Medrese’de suyun aktığı bir oluk bulunuyor ve bu oluk doğumu, aktığı küçük hazne bebekliği, daha uzun hazne gençliği, dar bir oluk yaşlılığı, en son havuz da mahşeri temsil ediyormuş. Medrese’ye ulaşmak için oldukça dik bir yokuştan merdiven çıkıyorsunuz ama hem Medrese’nin hem de sunduğu manzaranın güzelliğine tüm bu yorgunluk değer.

Mardin Olgunlaştırma Enstitüsü ve Gazi Paşa İlkokulu: Zinciriye Medresesi’ne çıkan merdivenlerden çıkarken hemen sol tarafınızda kalan bir kapı göreceksiniz. Kapıdan girince sizi Mardin Olgunlaştırma Enstitüsü ve Gazi Paşa İlkokulu karşılayacak. Nefis mimarisi ve sahip olduğu Mezopotamya ve Mardin manzarasıyla kesinlikle burada mola verin deriz.

Revaklı Çarşı: Her Anadolu şehrinin bir çarşısı vardır ya, burası da Mardin’in en ünlü ve en otantik çarşısı olma özelliğine sahip. Çok büyük olmayan Revaklı Çarşı’daki esnaf çok samimi ve misafirperver. Çarşıya Revaklı Kafe’nin olduğu taraftan girdiğinizde sağ tarafta renkli bir duvar, duvarın tavanında da çeşitli notların yazılı olduğunu göreceksiniz. Bu notlar bu bölgede yaşayan insanların kısa cümlelerle akatarılmış hikayelerinden oluşuyor. Bu hikayeleri okumanızı ve bu notların asılı oluğu atölyeye girmenizi tavsiye ederiz. Çünkü bu atölyede Şahmeran’ın hikayesi çok güzel anlatılıyor.

Mardin Müzesi: 1. Cadde’de bulunan ve Mardin’in en önemli müzesi olan Mardin Müzesi, hem sergilediği eserler bkımından hem de güzeller güzeli binasıyla oldukça ilgi çekici bir yer. Şırnak, Batman, Siirt gibi illerde müze bulunmadığından buradaki eserlerin korunup sergilenmesi için de çalışmalar sürdüren müzede Paleolitik Çağdan MS 19.yy’a kadar olan dönemleri kapsayan buluntular da sergileniyor.

Sabancı Kent Müzesi: Mardin’deki çok kültürlülük ve şehir yaşamına, şehrin dokusuna ve Mardin halkına odaklanan bu müzeye de vaktiniz varsa gitmenizi tavsiye ederiz. Ama bizce Mardin Müzesi daha çok ilgi çekici, yine de siz bilirsiniz. Eğer vaktiniz kaldıysa Mor Benham (Kırklar) Kilisesi  ve Kasımiye Medresesi’ne de uğrayın deriz. Bizim vaktimiz kalmadığı için bu iki yere gidemedik ama sizin aklınızda olsun.

Mardin ve Midyat Çevresinde Gezilecek Yerler

Deyrulzafaran Manastırı: Safranlarıyla ünlü Deyrulzafaran Manastırı şehir merkezine 4 km’lik bir mesafede bulunuyor. M.Ö. 5.yüzyılda inşa edilen Manastır, bir dağ yamacında, Mardin ovasına hakim bir noktada bulunuyor.  15. yüzyıldan sonra Manastır’ın etrafında yetişen zafaran, yani safran bitkisinden dolayı Manastır, Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adı ile anılmaya başlanmış. Yalnız burayı tek başınıza gezmeniz yasak çünkü burası hala ibadethane olarak hizmet veriyor.  Burayı gruplar halinde bir rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Manastır’ın mimarisi ve sunduğu manzara gerçekten çok ama çok güzel, demedi demeyin.

Dara Harabeleri: Mezopotamya’nın Efes’i kabul edilen Dara, eski Mezopotamya bölgesinin en ünlü kenti ve Mardin-Nusaybin karayolu üzerinde, Nusaybin’e 30 km mesafede bulunuyor. Kaya kalıntıları, kaya mezarları ve mağara evlerin bulunduğu bu antik kentin kalıntıları içinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi bulunuyor. Sadece 10/1’i açılmış olan bu kalıntıların en dikkat çekici yerlerinden birisi mağara içindeki toplu mezar odası ve burada yaklaşık 3.000 kişinin iskeleti olduğu söyleniyor. Ayrıca antik kent yakınında zindanlar da var ve burayı de ziyaret edebiliyorsunuz.

Beyazsu:  Mardin’in Midyat ve Nusaybin ilçelerini birbirine bağlayan kara yolunun üzerinde yer alan Beyazsu Deresi, bir vadi içerisinde Nusaybin’e doğru akıyor. Mardin ve diğer ilçelerin içme suyu Beyazsu’dan geliyor. Bu suyla demlenen çaylar da çok lezzetli oluyormuş, Mardinliler böyle söylüyor.

Dört mevsim boyunca Mardin’in su gereksinimini karşılayan Beyazsu, yaz aylarında dinlenme ve yeme-içme alanı olarak oldukça popüler. Su kenarında pek çok ahşap masa bulunuyor ve Beyazsu’da aynı zamanda birkaç lokanta/mekan da var. Biz kasım ayında gittiğimizde burası çok kalabalık değildi ama yine de piknik yapmaya, ailesi ve arkadaşlarıyla temiz hava almaya gelen birkaç kişi vardı. Özellikle havaların sıcak olduğu yaz mevsiminde buranın serinliği herkese iyi gelir, orası kesin.

Buraya giderken Nusaybin’den geçiyorsunuz. Nusaybin’e girişte kimlik kontrolü yapılıyor ve sağ tarafınızda mayınlarla döşenmiş Suriye sınırını görüyorsunuz.

Kafro (Elbeğendi) Köyü: Midyat’ta bulunan ve bir Süryani köyü olan Kafro, gezmek ve keşfetmek için değil ama pizza yemek için kesinlikle görülmeye değer. Kafro’s Pizzeria adlı mekanın ünü Kafro’dan tüm Mardin’e yayılmış, hatta şehrin sınırlarını aşmış durumda. Öyle ki biz buraya gittiğimizde oturacak boş masa bulamadık, gerisini siz düşünün. Taş fırında pişen pizzalar oldukça lezzetli ve mekan çalışanları da çok güleryüzlü.

Kafro köyünde yaşayan Süryaniler yıllar önce terör sebebiyle köylerini terk etmiş ve Avrupa’ya göç etmiş. Daha sonra Kafro köyünün yerlileri köylerine geri dönmüşler ve taş evler inşa etmişler. İşte bu köylülerden biri piza yapımını öğrenmiş ve kendi köyünde bu mekanı açmış. Köydeki bu taş evler dışında görülecek pek bir şey yok. Ama pizza yemek için buraya mutlaka gelin, net.

Bu arada şunu da belirtelim ki Süryanilik bir etnik kökeni temsil eden bir sözcük. Yani bu sözcüğün ve temsil ettiği değerin din ile bir ilgisi yok; Süryani sözcüğü bir halkı temsil ediyor. Süryaniler Mezopotamya bölgesinde yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahip. Günümüzde kaybolmakta olan diller arasında kabul edilen Süryanice’nin kökeni ise aynı zamanda İsa’nın konuştuğu dil olarak bilinen Aramice’ye dayanıyor.

Midyat: Eski Mardin’e yaklaşık 65 km – 1 saat uzaklıkta bulunan Midyat, Mardin’in en tursitik ve ünlü ilçelerinden biri olma özelliğine sahip. Buraya geliş amacınız büyük bir ihtimalle Mor Gabriel Manastırı’nı görmek olacağı için Midyat’ı gezmeye pek vaktiniz olmayabilir. Ama yine de Midyat’ta vakit geçirmek isterseniz tarihi Gelüşke Han’ı ve Sıla dizisinin çekildiği Midyat Konukevi’ni ziyaret edebilirsiniz. Özellikle Midyat Konuevi’nde gün batımını izlemenizi tavsiye ederiz, buradan hem Midyat manzarası hem de gün batımı enfes oluyor.

Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı: Midyat ilçesinin 23 km güneydoğusunda bulunan Manastır, Süryani Kadim Cemaatinin ünlü ve büyük yapıtlarından biri. Manastırın temelleri Savurlu Mor Smuel ile Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında atılmış ve yapı kısa sürede tamamlanmış. Değişik tarihlerde içine ve dışına ekler yapılan Manastır, dünyanın en eski ve hala ibadet edilen Hristiyan manastırlarından biri. Manastır’daki anıt mezarlara değişik dönemlerde hayatını kaybetmiş azizler gömülmüş. Burayı da Deyrulzafaran gibi rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Buranın atmosferi gerçekten çok etkileyici. 

Mardin’de Ne Alalım ve Ne Yiyelim?

Mardin’e kadar gelmişken bu yöreye özgü yemeklerden tatmadan olmaz. Bu yemeklerin başında kaburga dolması, Mardin kebabı ve Sembusek (kapalı lahmacun/pide) geliyor. Yoğurtla yapılan Lebeniye isimli çorbalarını ve lahor ağacının kökünden yapılan mavi badem şekeri olan Hayalet’i yemeden Mardin’den dönmeyin.

Mardin çöreği, dibek kahvesi ve tabii ki Süryani şarabı Mardin’in olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Kahve ve şekerlemeleri Artukbey, ev yapımı Süryani şaraplarını da 1. Cadde’de bulunan Nino’dan alabilirsiniz.

Ayrıca Mardin’in sabunları da çok ünlü. Bu sabunların en ünlüsü ise ‘’bıttım sabunu’’ ve Mardin’de her derde deva bulan bir sabun çeşidi bulmanız mümkün. Mardin bir de gümüş yani telkarisiyle ünlü. Buraya kadar gelmişken el işçiliğinin en güzel örneklerini sunan bu takılardan alın deriz.

Kebapçı Yusuf ve Rıdo: Mardin’in en iyi kebapçılarından olan Yusuf ve Rıdo 1. Cadde üzerinde bulunuyor. Bu iki mekan Mardin’in en ünlü kebapçısı ve her ikisinin de kebapları oldukça lezzetli. Kebap yanında salata ve soğan da ikram ediliyor. Bizce buraya öğle yemeği için gidebilirsiniz ve porsiyonları da ideal.

Bağdadi Restoran: Mardin’e özgü yemekleri deneyebileceğiniz, akşamları canlı müzik de olan Bağdadi’de mutlaka bir akşam yemeği yiyin. Tarihi mekanın içinde Süryani şarapları ve Mardin yemeklerine doymak isterseniz burası sizi bekliyor.

Cercis Murat Konağı: Bu mekanda da canlı müzik eşliğinde akşam yemeğinizi yiyebilir, Mardin’e özgü lezeetleri deneyimleyebilirsiniz. Yalnız buraya gitmeden önce mekanı arayıp yer ayırtmanızda fayda var.

Sadık Künefe:  1. Cadde’de buluan Sadık Künefe’nin künefeleri bizi bizden aldı. Tatlı krizine her girdiğimizde kenimizi burada bulduk. Siz de çıkıp çıkıp buraya gelin.

Marangozlar Kahvesi: Mezopotamya denizinde kahvenizi ya da çayınızı yudumlamak istemez miydiniz? Hem mekanın otantik atmosferi ve dekorasonu, hem de manzarası gerçekten çok güzel. Burada mutlaka güneşi batırın ve Mardin’de huzura doyun.

Seyr-i Mardin: Marangozlar Kahvesi gibi çok güzel bir manzara sunan Seyr-i Mardin’de safran çayı içmenizi öneririz. Yalnz burası çok kalabalık oluyor ve terasında yer bulmak oldukça zor oluyor. Bu sebeple Marangozlar Kahvesi’ni biz daha çok sevdik.

Akşam sohbet edip, şarap içmek isterseniz de İzla Art Cafe’ye uğrayın ve anın tadını çıkarın. Kardeşler Odunlu Ekmek Fırını’ndan alacağınız muhteşem kokulu Mardin çöreklerinden tatmayı da unutmayın.

Mardin hem çok kültürlülük hem de sahip olduğu doğal güzellikler açısından Türkiye’nin kesinlikle en güzel ve en özgün şehirlerinden biri. Bu güzel şehri keşfettikçe ona olan hayranlığımız daha da arttı. Eminiz ki siz de Mardin’i çok seveceksiniz. ‘’Yolculuk önce sizi sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.’’ Öyleyse ne duruyorsunuz?

Gidin, gezin, keşfedin… hayat gezince güzel!

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.