İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Colmar ve Alsace Gezi Rehberi: Noel Pazarlarının Dayanılmaz Güzelliği

Fransa denilince hala Paris ve Côte d’Azur mü geliyor aklınıza? O zaman arkanıza yaslanın ve sakince Alsace’ı keşfetmek için gözlerinizi dört açın. Size tahmin edebileceğinizden çok daha fazlasını vaat eden bu çiçek dolu, huzurlu ve sakin bölgeye yolunuz mutlaka düşsün;özellikle de Noel döneminde. Çünkü bu dönemde her yer ışık cenneti ve insan kendini masallar ülkesinde hissediyor. En azından biz Erasmus sayesinde bir yıl burada yaşarken öyle hissettik, sizin için de buna kefiliz. Tabi soğuk hava şartlarını da göz önüne almanız gerek. Çünkü burası çok soğuk bir bölge ve Ekim ayında bile kar yağabiliyor.

2010-2011 yıllarında Erasmus sayesinde Alsace bölgesinde bir yıl yaşadık ve çok ama çok güzel anılar biriktirdik. Gezmeye, rengarenk sokakları keşfetmeye ve birbirinden lezzetli şarap ve yemeklerini yemeye doyamadığımız canımız Strasbourg, Colmar, Mulhouse ve köyleri o zamanlar daha dutluktu tabii… Türkiye’den kimse bu bölgeyi keşfetmemiş, bizim Erasmus için buraya gideceğimizi duyanlar da ‘’Orası neresi yahu?’’ gibisinden pek çok soruyu acımasızca bize yöneltmişti. Ey halkım, şimdi görün işte, el mi yaman, biz mi… 🙂 Sosyal medyanın var olmadığı (en azından biz Erasmuslu öğrenciler için) zamanlarda doya doya yaşadığımız bu güzel bölge şimdilerde turist kalabalığına maruz kalsa da, yine de her daim çok güzel.

Alsace Fransa’nın Almanya ve İsviçre sınırında bulunan ve Mulhouse, Colmar ve Strasbourg şehirlerinden oluşan bir bölgesi. Colmar bu bölgenin başkenti sayılıyor. Strasbourg ise Avrupa Birliği’nin ikinci başkenti ve Avrupa Konseyi, Avrupa Parlementosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi burada bulunuyor. Alsace bölgesinin sembolü ise leylek. Dolayısıyla buraya geldiğinizde süs eşyasından tekstile ve gıda ürünlerine kadar her mekanda leylek ve türevlerini göreceksiniz, şaşırmayın.

Eski adı Alsace-Lorraine olan Alsace, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransa’ya verilmiş. Alman mimarisinin hakim olduğu Alsace bölgesinde bazı sokak isimleri de Almanca olarak kalmış. Almanya’nın Freiburg şehrine 30 dakika, İsviçre’nin Basel şehrine ise 15 dakika mesafede olmasıyla, aynı anda 3 ülke görme fırsatını veren Alsace görülmeye değer. Colmar’ın köylerini de görmeden olmaz. Köy dedik de, sakın bizdeki köylerle karıştırmayın. Her yerde rengarenk çiçek bahçeleriyle kafeler, barlar ve şarap tadım noktaları ile özellikle en ünlü köy olan Egusheim’a köy demeye bin şahit ister. Eguisheim harikalar diyarında insan çok kolay Alice oluyor, üstüne şarap tiryakisi olması da cabası 🙂

Alsace bölgesinde dünyaca ünlü şarap yolları mevcut (yaklaşık 170 km, evet, kesin bilgi) ve her yer üzüm bağlarıyla dolu olduğu için mevsiminde gittiğinizde bağları da gezebilir, şarap yapım yöntemlerini profesyonellerden dinleyebilirsiniz. Alsace bölgesinin şarapları yapıldıkları köyler ve üzüm bağlarına göre isimlendiriliyor ve şişeleri de ince ve uzun. Bu bölgenin özellikle beyaz şarapları ünlü, ama biralarını da es geçmemek gerek.

Alsace’ta yaşayan Fransızlardan biraz bahsetmek gerekirse, aslında pek  misafirperver olmadıklarını söyleyebiliriz. Yerel halk Alsace’lı anlamına gelen Alsacien olarak isimlendiriliyor ve aksanları da oldukça yoğun (tamam Marsilya aksanı kadar da değil, kabul ediyoruz). Çok turistik bir bölgede yaşamalarına rağmen daha çok kendi aralarında sosyalleşen ve yabancıları pek sevmeyen bir yapıları var. Oldukça da az gülümserler. Olsun, biz onların yerine de bu güzel yerde gülümseriz, maksat gezmek olsun.

‘’Kaçmak! Oralara kaçmak! Nasıl da mutlu kuşlar,

Göklerde köpükler arasında kanat çırpmaktan!’’ diyen Fransız şair Stephane Mallarmé eşliğinde Fransa’nın doğusuna doğru bir yolculuğa çıkıyoruz, sıkı giyinin!

Ulaşım ve Konaklama

Türkiye’den Alsace bölgesine kolayca gitmek için üç ülkenin (Fransa, Almanya ve İsviçre) havalimanı olarak kullanılan EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg’a bilet almanızı öneriyoruz. Havalimanına indiğinizde istediğiniz ülkeye otobüslerle giriş yapabilirsiniz.

Strasbourg-Colmar-Egusheim rotasındaki ilk hedefimiz Strasbourg. Havalimanından Fransa kapısını takip ediyoruz. İsterseniz direkt Strasbourg otobüslerine binip 2 saat süren bir otobüs yolculuğu yapabilirsiniz. Bir başka seçenek de havalimanından otobüse binerek 5 dakikalık mesafede bulunan St. Louis Garı’na gidip, oradan trenle Strasbourg’a geçmek. Trenle Colmar 30 dakika, Strasbourg 1 saat sürüyor ve yolculuk inanılmaz keyifli oluyor. Fransa’nın trenleri bir başka güzel sanki, ya da geçtiğimiz güzergahların sihri bu, bilemedik.

Biz konaklamak için Colmar’ı seçtik. Colmar hem daha şirin hem de köylerini de gezme şansı olduğu için konaklamak için ideal. Bağlar bizi bekler, gitmeden olmaz. Fakat konaklamak için Strasbourg veya Mulhouse’u da seçebilirsiniz, bu seçim tamamen size kalmış, kimseyi emrivaki yapmak istemeyiz. Hem Colmar hem de Strasbourg ve Mulhouse küçük şehirler olduğu için seçtiğiniz herhangi bir otel bile şehir merkezine uzak olmayacaktır. Üç şehri de yürüyerek gezmeniz mümkün. Yok ben yürümem, yorulmayı sevmem derseniz tramvay, otobüs ya da bisiklet kurtarıcınız olabilir. Ancak bölgedeki diğer köyleri de gezmek isterseniz araba kiralamak en doğrusu olacaktır. Köylere arabayla ulaşmak daha kolay oluyor ve üzüm bağlarıyla kaplı yollarda yolculuk yapmak çok keyifli oluyor. Ama tren kullanmak isterseniz de, Strasbourg-Colmar-Egusheim rotasına trenle de geçebilirsiniz.

STRASBOURG

Uluslararası üne sahip üniversitelere ev sahipliği yapan Strasbourg tam bir öğrenci şehri. Dolayısıyla burada pek çok gece kulübü ve bar var. Bu dinamik şehri keşfetmeden bırakmayız; özellikle de Noel döneminde.

La Petite France: Şehir merkezi Grande Ile’in bir parçası olan La Petite France, Rönesans ve Orta Çağ mimarisiyle göz dolduran ahşap evleri ve bahar döneminde açan rengarenk çiçek bahçeleriyle insanı büyülüyor. Dilerseniz kanalda bota binip şehri turlayabilirsiniz. Renklerin uyumu sizi mest edecek. En güzel fotoğraflar burada çekiliyor, çıkarın makineleri.

Notre-Dame Katedrali ve Astronomik Saat: Strasbourg’un eh ihtişamlı ve Avrupa’nın en güzel Gotik tarzdaki yapısı olarak kabul edilen katedrale mutlaka gidin. İçinde Prag’daki gibi bir astronomik saat var, görülmeye değer. Sportiflere sesleniyoruz: 300 basamak çıkıp katedralin zirvesine ulaşabilirsiniz. Biz çıkarken bilincimizi kaybetmiş olabiliriz, zira o anları hatırlamıyoruz! Ama o harika manzarayı unutmadık. Ayrıca Noel döneminde katedralin önünde Strsbourg’taki en büyük Noel pazarı kuruluyor. Gezinizi mutlaka bu döneme denk getirin ve masallardaki Noel’i burada yaşayın. Ayrıca bu civarda bir de 13. yüzyıldan kalma bir eczane var, mimarisi müthiş. Onu da görmeden dönmeyin.

Kleber Meydanı: Noel’in can dostu, sevdiceği bu mekanda her Noel’de tam 30 metrelik bir çam ağacı süsleniyor ve insanlar çam ağacının altına maddi durumu iyi olmayanlar için hediyeler bırakıyor. Sokak sanatçılarının da taçlandırdığı bu güzel ortamda insan dans etmeden duramıyor. Hele akşamları, Noel süslemelerinin ışıltıları eşliğinde insan kendini romantizmin dibine vurmuş hissediyor.

Cave Historique des Hospices Strasbourg: Burası çok şirin bir mahzen ve içindeki şarapları görünce gözlerinize inanamayacak, hepsini içmek isteyeceksiniz. Bu mahzeni ücretsiz gezebilir, büyük bir iştahla şaraplarını tadabilirsiniz. Beğendiğiniz şarapları almadan dönmeyin, sonra aklınızda kalır ve pişman olursunuz, demedi demeyin. Ama zaten Noel pazarlarında bol bol sıcak şarap içeceğiniz için buraya gitmeseniz de olur, bu tamamen size kalmış.

Orangerie Parkı: Şehrin içinde şöyle bir dinlenmek ve gölün sakinliğinde biranızı içmek isterseniz hemen buraya koşun. Strasbourg insanı burayı çok seviyor, siz de seveceksiniz, bize inanın. İsterseniz gölde bot kiralayıp, keyfinize keyif katabilirsiniz. İçinde bir hayvanat bahçesi ve küçük bir çiftlik de var. E daha ne olsun!

Rohan Sarayı: Katedralin hemen arka tarafında yer alan Barok mimarisinin göz bebeği bu saray içinde Arkeoloji Müzesi, Dekoratif Sanatlar Müzesi ve Güzel Sanatlar Müzesi’ni barındırıyor. Vaktiniz olursa buraya da mutlaka uğrayın.

Strasbourg Üniversitesi Botanik Bahçesi: Şehrin içinde 3.5 hektarlık alanıyla 6000’den fazla bitkiye ev sahipliği yapan bu parkta seraları gezebilir, bitki türlerine dair bilgiler edinebilirsiniz. Ama çok vaktiniz yoksa Orangerie parkına uğramak daha yerinde bir karar olacaktır.

Parc des Cigognes et des Loutres: Alsace bölgesinin sembolü leylekleri kendi alanlarında görmek isterseniz Strasbourg’tan 60 km mesafede, şarap yolu üzerinde bulunan bu parka alalım sizi. Burada hem yürüyüş yapıp hem de leylekleri izleyebilirsiniz. Korkmayın, buradaki leylekler çocukları götürmüyor.

Alsace Müzesi: Yöresel kıyafetler, eşyalar, oyuncaklar ve 18. ve 19. yüzyıla ait tüm Alsace tarihini bu müzede görmeniz mümkün. Alsace bölgesinin burjuva ailelerinin bağışıyla ve yerel halktan toplanan eşyalarla bu müze oluşturulmuş ve zamanla son halini almış. Gezmesi çok zevkli, mutlaka gidin.

Ne yiyelim?

Alsace bölgesinde Tarte Flambée bizde döner, kebap neyse odur, yani vazgeçilmezdir. Alsacien’lerin ‘’Flammekueche’’ dediği, fırında pişen, peynir, domuz eti ve soğanla yapılan, biraz lahmacunu andıran bu lezzeti yerinde yemek başka. Yanına da bölgenin en güzel birası olan Fischer için, tadına doyamazsınız.

Strasbourg katedral meydanındaki kafeler çok güzel, orada herhangi bir kafede bizim yerimize de bir kahve için ve yanında  Madeleines (kurabiye) ya da Macaron yiyin. Alsace’a özgü bir yiyecek olan ve bizdeki simite benzeyen Bretzel’i ve Noel zamanında buranın sıcak şaraplarını mutlaka tadın.

Noel pazarlarında sıcak şarap içmeyeni dövüyorlar, unutmayın. Adını bölgeden alan La Quiche Lorraine (domuz etinden yapılan, oldukça lezzetli bir tart) yemeden olmaz. Yanına da Muscat isimli beyaz şarap söyleyin, bize dua edeceksiniz. Alsace bölgesinin Le Munster adında hoş olmayan bir kokuya sahip bir peyniri var, biz yiyemedik, denemek isterseniz cesaretinizi şimdiden kutluyoruz. Lahana, sosis, patates ve domuz etinden yapılan Choucroute da yöresel bir yemek, tadı fena değil. Yanına Pinot Noir (roze ya da kırmızı şarap) söylerseniz, daha da lezetteli oluyor 😉

Strasbourg Maison Kammerzell: Strasbourg’un en eski ve en ihtişamlı yapısında kim yemek yemek istemez ki? Burada Saint-Jacques, yani Deniz Tarağı’nı mutlaka tadın. Parmaklarınızı yiyeceğinize şüphemiz yok. Ayrıca Café Gourmand (kahve ve yanında 3 tatlı ile servis ediliyor) içip, keyfinize keyif katın. 16 Place de la Cathédrale, +33  3 88 32 42 14

What The Cake?: Burada her çeşit tatlı, kek ve pasta bulunuyor. Fransız tatlılarına burada doyun. 51 Rue du Fossé-des-Tanneurs, +33  03 69 08 21 41

La Cour des Anges: Bu mekanda mevsimine göre ve bölgede yetişen sebzelerle yemekler hazırlanıyor. Bu şirin mekanda Alsace usülü salyangoz yiyin (ama çok lezzetli, yüzünüzü buruşturmayın hemen) ve yanında Kronenbourg isimli Alsace birasından için.  4 Place de l’Ancienne Douane, +33 3 89 24 98 02

La Cocotte de Grande-Mère: Bu restoranda da mutlaka Alsace salatası yiyin ve yanında aromalı beyaz şarap olan Gewurztraminer için ve anın tadını çıkarın. 14 Place de l’École, +33 3 89 23 32 49

COLMAR

 Yedik, içtik, gezip keyfimize keyif kattık. Yola devam etmek ve Noel ruhunu bir de Colmar’da yaşamak gerek. Strasbourg-Colmar arası trenle 30 dakika ve Colmar’a indiğinizde gözleriniz bayram ediyor. Colmar Strasbourg’a göre daha küçük bir şehir olsa da Noel dönemi daha hareketli, renkli ve canlı oluyor. Biz Strasbourg yerine Colmar’da konakladığımız için buraya akşam geliyoruz. Noel’de ışık cenneti olan bu sevimli şehri kısaca turlayıp, otelimize geçiyoruz. Burada pek çok butik otel var. Dilediğinizi seçip gönül rahatlığıyla konaklayabilirsiniz, zira şehir küçük olduğu için her yer şehir merkezine yakın oluyor.

La Petite Venice: Colmar’ın en turistik ve en güzel yeri olan La Petite Venice (Küçük Venedik) uyumanıza gerek kalmadan rüya görmenizi sağlıyor. Küçük gondollarla kanal turu yapıp romantizmin dibine vurabilirsiniz. Bahar aylarında her yer çiçek bahçesi ve rengarenk evlerle kaplı olduğu için insan bu şehirde bir başka duygusallaşıyor, sonra kendinize şaşırmayın. Bu güzelim yerde şöyle bir manzarayı içinize çekip, huzurun resmini çizebilirsiniz. Tamam, kıvırcık saçlı ressam abimiz gibi usta değiliz belki ama, Colmar’ı bir gören atmosferini ve güzelliğini her koşulda çizebilir. Noel pazarının en ihtişamlısı, en renklisi de burada yer alıyor. Adeta kendinizden geçeceksiniz, hazır olun.

Maison des Têtes: Bu ev Colmar’ın en eski evlerinden ve üzerinde pek çok kafa olduğu için ‘’Kafalar Evi’’ olarak biliniyor. Burası günümüzde otel ve restoran olarak işletiliyor. Oldukça ilginç bir yapı, görmeden dönmeyin.

Marché couvert de Colmar: Colmar’ın açık pazarına hoş geldiniz! Bizdeki kapalı semt pazarlarında bağıran abilerimiz burada yok, boşuna etrafa bakınmayın. Burası çok şirin bir yer. İçnde binbir çeşit yiyecek ve içecek bulabilir, dilerseniz masalara oturarak yerel halkın alışveriş ritüellerini izleyebilirsiniz (yok canım, biz kimseyi dikizlemedik).

St. Martin Kilisesi: Strasbourg’taki katedral kadar ihtişamlı olmasa da Gotik mimarinin bu güzel örneğini ziyaret edebilirsiniz. 1300’lü yıllardan günümüze dek uzanan tarihiyle görülmeye değer.

Oyuncak Müzesi: Eski oyuncak bebekler, trenler, arabalar, Alsace’a özgü binbir çeşit oyuncaklarla dolu bu müze tam bir şirinlik abidesi. Erenköy’deki Oyuncak Müzesi’ni nasıl seviyorsak buraya da hayran kaldık.

‘’Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar’’ diyen Nazım Hikmet’e bir selam gönderip çocukluğumuzu bu müzede yad ediyoruz.

Maison Pfister: Colmar’ın en dikkat çekici ve en meşhur binası olan Pfister 1500’lü yıllarda inşa edilmiş. Colmar’daki Rönesans’ın ilk örneği sayılıyor kendisi ve insan bak bak doyamıyor. Turistlerden size vakit kalırsa hemen denklanşöre basın, bu ev kaçmaz. Bu evin Colmar’ın canlı renkleri ile uyumunu daha sonra çektiğiniz fotoğraflara bakınca anlayacaksınız, bize inanın.

Unterlinden Müzesi: 1850’li yıllarda kapılarını açmış bir güzel sanatlar müzesi olan Unterlinden pek çok koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Bölgenin en çok ziyaret edilen müzesi olması nedeniyle içeride kalabalık grupları görmeniz mümkün.

Eglise des Dominicains: Dominicains tabelasının olduğu yöne doğru yürüdüğünüzde Place des Dominicains (Dominikliler Meydanı)’na ulaşacaksınız. Noel’de buraya Noel pazarı kuruluyor, kaçmaz.

Bartholdi Müzesi: Amerika’daki Özgürlük Heykeli’nin mimarı olan Bartholdi Colmar’da doğmuş. Zaten Colmar’da gezerken Özgürlük Heykeli’nin bir kopyasına rastlayacaksınız. Müzede Bartholdi’nin eserlerini yakından inceleyebilir ve hayatı hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Bahar aylarında Colmar çiçek cenneti, evet, ama burası Noel döneminde bambaşka bir güzellikte. Bu küçük şehir Noel döneminde o kadar çok Noel pazarına ev sahipliği yapıyor ki, her köşede birbirinden ilginç ve güzel pazarları ve satılan ürünleri görmeniz mümkün. Gece tüm şehir ışık cenneti oluyor. Bir daha söylüyoruz, Alsace bölgesine Noel döneminde gidin!

Ne Yiyelim?

Colmar’ın göz bebeği, can parçası Gilg Pastanesi’nde Macaron, çilekli tart, ekler ve ne bulursanız yemeden dönmeyin. Tüm tatlı ve pastalar peri elinden çıkmış gibi, burada büyüleneceksiniz.   60 Grand Rue, +33  3 89 23 96 84

Colmar’da mutlaka Le Koifhus adlı mekana uğrayıp yöresel tatları keşfedin. Colmar’ın en eski ve görkemli binalarından olan bu restoranda Tarte Flambée’yi deneyin ve yanında Riesling (sek beyaz Alsace şarabı) için, pişman olmazsınız.  2 Place de l’Ancienne Douane,  +33 3 89 23 04 90

COLMAR’IN MASALSI KÖYLERİ

Colmar’ın birbirinden renkli ve pek çok köyü var. Eguisheim, Ribeauvillé, Kaysersberg ve Riquewihr bu köylerden sadece birkaçı ve her birine hayran kalmamak elde değil. Rotanızı genişletip bu köylere de mutlaka uğrayın. Noel pazarlarının ve kurabiye evlerin güzelliğini bir de bu şirin köylerde keşfedin. Araba kiraladıysanız bu köylere ulaşım tabii ki daha kolay oluyor çünkü haftanın her günü bu köylere toplu taşıma imkanı yok. Otobüsler belirli günlerde bu köylere gidiyor, aklınızda olsun.

EGUISHEIM

Ve şimdi de rotamızın son göz bebeği Eguisheim’a gitme zamanı. Colmar’a 7 km uzaklıkta bulunan bu güzeller güzeli köye Colmar’dan otobüsle çok kolay ulaşabilirsiniz. Köyü bisikletle de gezmeniz mümkün. 2013 yılında Fransa’nın en tercih edilen köyleri arasına giren ve dünyanın her yerinden turistlerin ilgi odağı olan Eguisheim için ne desek az kalır. Eguisheim iç içe elips şeklinde yerleşmiş bir köy, dolayısıyla  bir noktadan dolaşmaya başladığınız anda nasıl olduğunu anlayamadan başladığınız noktaya geliyorsunuz 😉  Baharda çiçeklenen sokaklar, evler, Noel’de kurulan pazarlar, düzenlenen gösteriler sizi adeta Ortaçağ’a ve rüyalarınıza ışınlayacak, Yoda’yı görmeye hazır olun.

Le château des Comtes d’Eguisheim: Köyde hiç şato olur mu diyenleri duyar gibiyiz, ama Fransa’daki köylerde oluyor işte. İçinde bir şapel de bulunan bu şatoda sergiler ve çeşitli etkinlikler oluyor. Şatoyu dışarıdan izlemek bile çok keyifli.

Maison Wolfberger: Alsace şarapları deyince yöreyi tanıyanların mutlaka uğramanızı tavsiye edeceği bu şarap mahzeni görülmeye değer. Burada şarap tadımları yapabilir, çalışanlardan şarap yapımı ve üzüm bağları hakkında bilgi alabilirsiniz.

Le Pigeonnier: Eguisheim’ın simgesi, Güvercin Evi olarak bilinen bu bina 15. yüzyıldan günümüze dek uzanan tarihi dokusuyla insana görsel şölen yaşatıyor. Alsace evlerinin büyüleyici etkisinde kalmamak elde değil, elden ne gelir.

Saint-Leon Çeşmesi: Şato manzaralı bu çeşme Eguisheim’ın adeta sembolü konumunda ve köyün merkezinde yer alıyor. Burada soluklanıp, harika fotoğraflar çekebilirsiniz. 1800’lü yıllarda inşa edilmiş olan bu çeşmeye rağbet çok, şimdiden yerinizi kapmak için kolları sıvayın.

Ne Yiyelim?

Eguisheim’da öğlen Au Vieux Porche adlı mekana mutlaka uğrayın ve orada Alsace usulü Riesling şarabına yatırılmış Horoz eti yiyin, bu yemeğin tadına doyum olmuyor ve bu mekanda bu işi kesinlikle çok iyi biliyorlar. Alsace peynirlerinden oluşan peynir tabağını da burada bir deneyin. 16 Rue des 3 Châteaux, +33 3 89 24 01 90

Akşam için Le Pavillon Gourmand’a gidin ve Soğanlı Tart yiyin, ya da içinde yöresel lezzetler olan Degüstasyon Tabağı söyleyin. Alsace şaraplarına doyun ve Gewurztraminer şarabından yapılan Sorbet (şerbetli tatlı) yiyin. Bu restoranın bir de mağazası var ve içinde her çeşit Alsace lezzetlerini bulabilirsiniz, uğramanızı tavsiye ederiz. 01 Rue du Rempart S, +33 3 89 24 36 88

Eguisheim ço küçük bir köy olduğu için bu şirin köyü gezmeniz 1 saat sürüyor ve sonrasında yereller gibi yaşamak için size vakit kalıyor. Gezinizin son gününü doya doya yaşamak ve sakince hayallere dalmak için burası biçilmiş kaftan.

MULHOUSE

Noel döneminde herkes en çok Strasbourg, Colmar ve köylerinden bahseder ve bu güzel şehri es geçer. Mulhouse diğer şehirlere göre daha küçük olduğundan daha az bilinse de, buradaki Noel pazarları da gerçekten büyüleyici oluyor. Üstelik Mulhose, Colmar ve Strasbourg’a göre çok daha ucuz! Araba kiraladıysanız buraya rahatça ulaşabilirsiniz. Hatta Noel döneminde Colmar ve çevresinde kalacak yer bulamadıysanız burayı değerlendirebilirsiniz. Mulhouse’da konaklama çok ama çok daha uygun, unutmayın. (Bu arada Mulhaus değil Müluz diye okunuyor, aman dikkat. Yoksa Alsace halkı sizi çiğ çiğ yer :))

Alsace bölgesi anlatmakla bitmiyor, keşfetmek, birbirinden güzel köylerini de tek tek gezmek gerek. Fransa-Almanya kültürlerine aşina, birbiriyle iç içe geçmiş lezzetleri, dünyaca ünlü Noel pazarları ve doğal güzellikleriyle insanı büyüleyen bu bölgeye yolunuz, yazın ya da kışın fark etmez, mutlaka düşsün. Marcel Proust’a göre ‘’Gerçek bir keşif yolculuğu yeni topraklara ulaşmak değil, eski olanı yeni gözlerle görmek demektir.’’ Öyleyse ne duruyorsunuz?

Gidin, gezin, keşfedin… hayat gezince güzel!

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.